29 Ocak 2016 Cuma

DÜŞ BATIMI / HANİFE MERT






           

              Onca çabanın karşılığı yorgunluktur sadece…






Merhabalar değerli takipçilerim yine dopdolu yepyeni bir yorum ile karşınızdayım. Bu yazım da Hanife hanımın ''DÜŞ BATIMI'' adlı kitabına yer vereceğim . Umarım blogum da geçireceğiniz sürede sıkılmadan yazılarımı okur keyifli bir şekilde çıkış yaparsınız ;) O zaman önce kitabın tanıtım bültenine oradan da yorumuma geçelim <3








Yazar: Hanife Mert
   Tür: Roman
                                                     Yayıncı: Gece Kitaplığı                                                          Sayfa: 312


Kaçsam diye düşündü! Çok uzaklara. Kimsenin tanımadığı bilmediği bulamayacağı uzak diyarlara gidip kaybolsam… Her şeyi geride bırakıp kendime yeni bir hayat kursam diye geçirdi içinden… İnsan bazen kaçmak ister. Kendinden kaçmak… Hatta kendinden kaçıp, gölgesinde gizlenmek ister… Yaşadıkları ona öyle ağır gelir ki, üzerine yüklenen yükün altında ezilir… Ne kadar uzağa kaçmak istese de, insanın kaçacağı yer de, gizleneceği yer de kendisi değil mi? Öyleyse kaçmak niye? Nereye giderse gitsin, ne kadar uzağa giderse gitsin, yanında götürür her şeyini... Sırt çantası gibi koskoca bir yaşanmışlığın yükünü taşır üzerinde. Uzağa gittikçe hafifliyor gibi zannetse de insan, bu bir yanılsamadır aslında. Yeni yerler, yeni yüzler, yeni yaşanmışlıklar soğuk bir damga gibi yapışan geçmişine dokunamazlar. Küçük bir gölgedir o an yaptıkları. Gölge bir süre kapatır üstünü. Fakat, gölge kaybolduğunda gerçeğin ağırlığı tüm çıplaklığıyla çöküverir omuzlarına. Onca çabanın karşılığı yorgunluktur sadece…







Kitaptan bahsedecek olursam ; Köy kesiminde parçalanmış bir ailenin dramını anlatıyor kitabımız. En çok kadınların zarar gördüğü her yerde olduğu gibi kırsal kesimde de kadınların çektiği acılar yaşadığı zorluklar boşanmanın zorlukları parçalanan aileler de yine en çok acının kadına yüklenişini tek tek döküyor satırlara yazarımız.Zeynep ve Elif ne acılar çektiler ne kadar karanlık geçti günleri bir bilseniz okurken insan hüzünleniyor.Yıkık dökük hayatlarına eklenen bir bir batan düşleri... Yazarımız kitapta gayet açık akıcı bir dil kullanmış sanki karakterlerle aynı mahallede yaşıyor komşuluk yapıyorsunuz gibi geliyor insana. Otobiyografik bir roman aslında yazarımızın hayatından kesitler de var. Okurken yormayan bir dili var kitabın. Kurgusu güzeldi kitabın yer yer hüzünleniyor yer yer kızıyorsunuz karakterlere hayır öyle yapma dediğiniz bile oluyor. Yazarımızın özellikle KADIN konusu üzerinde durması kadına yüklenen acıların çokluğunu çekilen eziyetleri aile kavramını çok güzel anlatmış ben beğendim gayet güzel bir kitaptı yazarımızın emeğine sağlık umarım nice kitaplarını da okumak nasip olur ;)














Devamını oku »

28 Ocak 2016 Perşembe

SENİ YİNE SEVERDİM / DİDEM MORALIOĞLU







Üzerime Geçmişimin Sindiği Her Şeyi Terk Ediyorum İçimden...







Kışın çetin geçtiği yıllarca kar yağmayan bir şehri bile kar hakimiyeti altına aldığı şu günlerde hastalıklar kol gezer oldu. Oğlum da ağır bir bronşit geçiriyor ne yazık ki.Günlerdir iğne serum buhar derken minicik bedeni iyice halsizleşti Rabbim hem oğluma hemde tüm hastalara şifa versin inşALLAH. Bugün romantik komedi tadında bir kitabın yorumunu okuyacaksınız. Her zaman ki gibi önce tanıtım bültenine oradan da yorumuma geçelim ;)




Yazar: Didem Moralıoğlu
   Tür: Anlatı
                                                     Yayıncı: Destek Yayınları                                                   Sayfa: 200



Kadınlar; Hiçbir erkeğin cesaret edemeyeceği kadar âşık olurlar… Karşı koymaya çalıştıkça ya da direndikçe daha da büyük bir muhtaçlık duygusuyla sarılıyorum Bora’ya. İşin açıkçası ve dürüstçesi ona muhtacım ben. Varlığına, güler yüzüne, şakalarına, kalbimi yerinden oynatan heyecanına, hatta dengesizliklerine, muzırlığına, güvenilmezliğine bile ihtiyacım var. Hata bile olsa, hayatımın en bana ait olan hatası o… Kendi seçtiğim ve içine bile isteye düştüğüm bir karanlık kuyu. Cehennem bile olsa kendi özgür irademle razı olduğum bir yangın o... Ne mecburiyetten, ne baskıdan ne de mevcut koşullardan dolayı içine çekildiğim bir kader değil Bora’yla ilgili hislerim. O benim seçimim, benim düşüm, benim gerçeğim… Kimseden izin istemediğim, kimsenin onayına ihtiyaç duymadığım özgürlüğüm… O benim kanatlarım… İlk fırtınada kırılacak ve beni sonsuz bir mutsuzluğa terk edecek bile olsa bedeline razı olduğum bir mucize… Onunla âciz değilim… Belki suçluyum ama değersiz değilim…









Kitap hakkındaki yorumuma gelince; Pelin anı yaşamayı seven sosyal bir kızdır.Bu hali babasının hiç hoşuna gitmediği için onu biran önce evlendirmek ister ve Pelinden 10 yaş büyük Pelin'in yaşantısından çok farklı bir yaşantısı olan disiplinli farklı bir karaktere sahip olan Taner ile evlendirir.Bu evlilikten Pelin hiç memnun değildir yıllar geçmesine rağmen sevememiştir Taner'i artık aralarında ne sevgi ne saygı nede bir yakınlık vardır. Aynı evi paylaşan iki yabancıya bürünmüşlerdir.Hal böyle olunca Pelinde kendini işe verir güzel bir terfi alır farklı şirketlerden güzel teklifler alır bu onu daha çok çalışmaya iter. Taaa ki kalbi yeni iş yerindeki arkadaşı Bora için çarpmaya başlayana kadar.Pelin bu aşk üçgeninden kurtulabilecek mi ? Taneri terk edip Bora ile mutlu bir hayat mı yaşayacak? Yoksa Taner buna asla izin vermeyecek mi? Bunların cevabını kitabı bitince bulacaksınız .Eğlenceli ve güzel bir kitaptı okurken hiç sıkılmadım kısa sürede bitirdim yazarımızın eline sağlık güzel ve lezzetli bir kitap sunmuş bizlere umarım daha nice kitaplarını da okuruz ;)

















Devamını oku »

19 Ocak 2016 Salı

ESNAF LOKANTASI / MURAT ŞAHİN






       Ne Hissediyorsan Onu yap, Aynı Duyguları Bir Daha Hissedemeyebilirsin





Soğuk havaların etkisiyle yorgan döşek yataklara düşmemek elde değil. Minik oğlumun da küçük bedeni daha fazla direnemeyip hasta oldu ne yazık ki. Günlerdir çok zor nefes alıyor ve geceleri neredeyse hiç uyuyamıyor doktorun verdiği ilaçlar ne zaman etkisini gösterecek diye üzgün ve telaşlı bir bekleyiş içerisindeyim. Oğlumu böyle acı çekerken görmek yüreğimi parçalara ayırıyor. İNŞAALLAH tez vakitte şifa bulur Rabbim tüm hastalara YA ŞAFİ isminin hürmetine şifa versin.
Bugün farklı bir kitaba yorum yapacağım ismi ESNAF LOKANTASI kulağa ne kadar hoş geliyor isi değil mi? İlk önce kitabın tanıtım bültenine oradan da yorumuma geçeceğim ;)








Yazar: Murat Şahin
   Tür: Hikaye
                                                     Yayıncı: Minval Yayınları                                                   Sayfa: 128


‘Buralarda esnaf lokantası var mı?’ Onu ilk o gün gördüm. Yaşadığım küçük ka­sabaya yeni geldiği belliydi. Giyimi bizden farklıydı. Sözcükler ağzından tane tane dökülüyor ve tok bir sesle konuşuyordu. … Henüz on beş yaşındaydım. Zamanımın çoğunu oku­maya ve futbola ayırıyordum. Şiirle yatıp öyküyle kal­kıyordum. Edebiyat lafı geçti mi akan sular dururdu. … ‘Yeni hocayı neden sevmedin?’ ‘Anarşistmiş. Babam dedi ki, böyle adamlar burayı karıştırır.’ ‘Ağabey bu şairi tanıyor musun?’ diye sordum. ‘Bili­yor musun, bu kitabı bana senden önceki edebiyat öğret­menimiz hediye etmişti. Defalarca okudum.’ ‘Çok yakından tanıyorum.’ ‘İnanmıyorum, o kadar çok kafa yordum ki bilemez­sin. Kimdir? Bana biraz anlatır mısın?’ ‘O şair benim.’ ‘Canım ağabeyim, beni makaraya alma.’ ‘Ne makarası İhsan, o kadar hukukumuz olsun.’ ‘Nasıl olur ama ağabey. Burada Nevzat Çorum* yazı­yor.’ ‘Bir dönem şiir yayınlatmam yasak olduğu için tak­ma isim kullanmıştım.’” Murat Şahin, küçük harflerle büyük dünyaları kuran insanları iyi tanıyor. Esnaf Lokantası’nda sessizliklerini çığlık gibi yaşayan, alçak gönüllü hayatlarını birbirlerinin yüreklerine yaslanarak sürdüren; kimi aşka uzak, kimi kavuşmanın eşiğinde, kimi savrulan anılarıyla baş başa “bizden” birileri var. O insanların bir yanı biziz, bir yanı başkası… Ama insanoğlunun büyük serüveninden, o tragedyadan herkes payını almış. Murat Şahin’in insanlarını tanıyorsunuz aslında. Sokakta, otobüslerde, trenlerde, çay ocaklarında, servislerde hep onlar var. Kim bilir, yıkık kaşlarının altından belki size de bakıyor, hikâyelerine alıyorlardır. Esnaf Lokantası’nı okuduktan sonra tıpkı Montaigne’in dediği gibi, “karnı doymuş bir davetli” olarak kalkıp gidecek misiniz, bilemem! Aydoğan Yavaşlı *Yusuf Atılgan, gerçekte kayınbiraderine ait olan bu ismi eserlerinde sıklıkla mahlas olarak kullanmıştır.



Kitap hakkındaki düşüncelerime gelince ; Kitabı 1-2 saatte bitirdim gayet akıcıydı yazarımız sade bir dil kullanarak anlatmış hikayelerini. Kitabımız 15 hikayeden oluşuyor. Kitabı okurken basit bir hikaye okumuş gibi değil de sanki içinde öğrenmemiz gereken şeyler varmış gibi hissediyor insan. Yazarımızın hikayelerindeki kahramanları sanki bizlerden biriymiş aynı mahallede oturmuşuz her sabah karşılaşıp selam vermiş gibi geliyor. Öyle içten ve samimi hikayeler ki üzerinde kestane pişen ışığı tavana vurup odayı aydınlatan yanına oturduğumuz sobanın verdiği sıcaklık gibi ısıtıyor içimizi. İçinde barındırdığı duygular alıp götürüyor sizi o dünyaya kimi yerde gözleriniz doluyor kimi yerde bir tebessüm gelip yerleşiyor yüzünüze. Velhasıl kelam ben bu kitabı beğendim yazarımızın kalemine sağlık güzel bir haberim de var ;) Yazarımızın yeni kitabı da çıktı ismi ''SON TREN'' yazarımıza başarılar ve bol bol okuyucu diliyorum. 

Kitapta Yer Alan Hikayelerin İsimleri
1- Sanrı
2- Hoş geldin baba
3- Esnaf Lokantası
4- Kaptan
5- Baston
6- Bir çift terlik
7- Anne git başımdan!
8- Leblebi
9- Şut ve şangırrrrrrr
10- Kan kardeş
11- Şans, talih, kader, kısmet
12- Üç salakşörler
13- İki film birden
14- Dönme dolap dönüyor
15- Boyacı sandığı



Kitaptan Bir Alıntı

''Sokak çocuğu nedir? Annesi, babası çalışan, evde yalnız kalan, sürekli sokakta ve üstü devamlı toz, kir, pislik içinde olan, kışın sürekli burnu akan, sümüğünü koluna silen ''Suratını köpek yalasa doyar,'' sözlerine maruz kalmış çocuklar.''





Devamını oku »

14 Ocak 2016 Perşembe

KİMLİĞİMDEKİ KİR AŞK / FERHAT KAZANCI






   Yazar:Ferhat Kazancı
   Tür: Deneme
                                                            Yayıncı: Foo Yayınları                                                                      Sayfa: 200




Beden Bende Bir Bavul'da güçlü duyguları, şaşırtıcı bir dille kaleme alan Ferhat Kazancı bir kez daha aşka, duyarlılıklara, inceliklere dair bir masal anlatıyor.

Duyguların gücüne dilin gücüyle karşı koyuyor ve aşkı benliğimize bir leke olarak düşürüyor.

Kimliği aşan aşkı, kirlerden koruyan saf duyguları sorguluyor.

Dostluğun, sevginin, ayrılık ve birleşmenin mucizesini kağıda döküyor.

Yorgun kalplere, aşkla ayaklananlara, kimliğine aşk yazanlara... Kimliğimdeki Kir Aşk. 

Hangimiz kaçabildik ki O'ndan? 
Hangimiz masum çıkabildik ki aşktan? 

Ferhat Kazancı yanıtı denemeleri, aforizmaları ve öyküleriyle arıyor.

Ben ağlarken birden yağmur başladı...
Aslına bakarsan, istesem yağmurla kapışırdım...
Her şeye rağmen kendim için, 
son anda yağmura yenilmeyi seçtim.







Bir cümle düşünün okuduğunuzda sizi anlatan bir sayfa düşünün içinde sizin gibi sadelikle oluşturulan ve bir kitap düşünün her kelimesi buram buram hasret kokan iste Kimliğimdeki Kir Aşk kitabı da böyle okuduğunuzda sizi süslü kelimeleriyle değil saflığı sadeliği derinliği ile karşılayacak.Bir sayfada kendinizi bulup diğer sayfa da başka duygulara teslim olacaksınız,
Ferhat beyin ikinci kitabı olan Kimliğimdeki Kir Aşk yine büyük bir ses getirdi yazılarıyla ve Beden Bende Bir Bavul adlı ilk kitabıyla milyonlarca hayranı olan Ferhat beyin sosyal medyada da çok sayıda takipçisi var.
İlk kitabında olduğu gibi yine kapak tasarımı mükemmel olmuş ilk kapak tasarımı Motto ya aitken ikinci tasarımı Onur Sözeri üstlenmiştir.Ben Ferhat beyin ilk kitabını da çok beğenmiştim aynı şekilde ikinci kitabı da çok güzeldi.Herhangi bir yazım yanlışı yada dizgi hatasına rastlamadım.Bu tarz seviyorsanız beğenerek okuyacağınıza eminim ;)
Beden Bende Bir Bavul kitabının yorumu için tıktık ;)




SIRA ALINTILARDA ;)


*Ruhumu bedende tutmanın yolu, nefes alıp vermek değil.

*Ben kendimi çok iyi tanıyorum
 Sus dersem asla konuşmaz içim

*Pamuk ipliği yakışır mı?
 AŞK'a...

*Bizim için acele etmek CİNAYET olur.

*Düşünme beni
 Geç git öyle işte benden.










Devamını oku »

BEDEN BENDE BİR BAVUL / FERHAT KAZANCI








BELKİ DE BİRBİRİMİZDE HEP YARIM KALMALIYDIK...












   Yazar:Ferhat Kazancı
   Tür: Deneme
                                                           Yayıncı: Foo Yayınları                                                                      Sayfa: 176


Aşka aşık bir ruh. Yaşadıkları, hayal ettikleri ve özledikleriyle güçlü bir kalem: Ferhat Kazancı.

Yoğun, özgün, incelikli bir kitap: Beden Bende Bir Bavul.

Samimi, sadık ve umut verici bu sese kulak verin.

Ferhat Kazancı'nın aşka ve incelikli hallere dair söyleyecek çok sözü var.





Ferhat bey bir söyleşisinde  ''Kitabımın içinde erkek dili, kadın dili yok…İçinde cinsiyetsiz aşk var, ilişkiler ve her insanın ruh hali var.'' diyerek bize kelimeleri bir cümleye  nasıl güzel yerleştirdiğini göstermemiş mi?
Ne kadar içten ne kadar sade bir halde dokunmuyormu yüreğimize?
Evet itiraf etmeliyim ki Ferhat beyin kelimelerine hayran kaldım Beden Bende Bir Bavul Ferhat beyin ilk kitabı aynı zaman da benim de ferhat beyle tanışmamı sağlayan ilk kitap.
Kitabın kapağından bahsetmek istiyorum biraz tasarımı Motto Visual Solutions'a ait.Kapakta yer alan kişi ise Ferhat bey. Kapağın tasarımını çok beğendim bence kitaba çok uygun bir kapak olmuş sayfaları kaliteli ve iç düzeni dizgileri gayet yerindeydi herhangi bir anlatım bozukluğuna yada yazım yanlışına rastlamadım.
Kitabın içeriği deneme tarzı ancak derin duygular yaşatıyor okurken ben çok beğendim bu tarz seviyorsanız tavsiye ederim ;)


SIRA ALINTILARDA ;)



"Elinden kayıp gidene çaba sarf etmişsen, bırak artık gitsin... Sana ait değilmiş. Sana ödünç gelmiş... Belki de gerçekten sevmiş ama artık gitmek istemiş..."

"Dilimin ucunda biriktirdiklerim kalbime ağır gelmeye başladığında, sessiz kalmak yerine çığlık atmayı istedim. Geç mi kaldım... Yoksa ben hep yalnızdım da çevremdekileri beni duyabilecek varlıklardan mı saydım."
"Sensizlik ile eşdeğer tek gerçek. Bensizlik.
Sen yoksun ya...
Bu yüzden birlikte yok olduk."

"Dön bana diyebilecek kadar sevmek yürek işidir artık. Kırılan kalp öyle büyük bir hasarla ellerine teslim ediliyor ki, o yıpranan kalbine acır hale gelirsin ve sen tekrar dön bana diyemezsin. Ne istediğini bilmeden kendi içine gizlenirsin. Aslında kendine anlatabileceğin şeylerden bile korkar dilin... Dilin susar, kalbin susar, her şeye rağmen ona duyduğun aşk susar. Sen kazandığını sanırsın... BEN susarım."









Devamını oku »

DKBT : EBENİN DANTELLİ DONU KİTABI - KISA YORUM VE ALINTILAR











Bu yazım da Ebenin Dantelli Donu adlı kitabı yorumlayacağım.Çok uzun bir yorum olmayacak uzun ve detaylı bir yorum istiyorsanız Kraliçelerimiz den biri olan Kitap Dostunun Güncesine tıktık. Ben Psikolog Kraliçenin yorumunu da merak ediyorum derseniz o zaman da Uyumsuz Psikologun Bloguna tıktık :)) Lafı fazla uzatmadan önce kitabın tanıtım bültenine oradan da yorumuma en son ise alıntılara geçeceğiz ;)




Yazar: N.Linda Fraim
 Tür: Anlatı

                                                     Yayıncı: DestekYayınları                                                   Sayfa: 192




Sevgili dostum Linda Fraim, yazın hayatına adım attığı bu ilk eserinde, aslında Türkiye’de kadın olmak, aile kurmak, toplumsal ilişkileri saygılı bir şekilde yürütmek, insanlar arasında kontrollü bir mesafe koruyabilmek gibi temel insani gereksinimler ekseninde şekillenen kendi deneyimleri ışığında bizi geçmiş yaşantılarımızı sorgulamaya yöneltiyor. Kitabın ilk taslağını bitirdiğimde yüzümde kocaman bir tebessüm, ruhumda ise büyük bir güç hissetmiştim. Demek ki gelenekselleşmiş, o yüzden de sorgulanmayan, ancak bizim toplumda insan ilişkilerini adeta kangrenleştirmiş vıcık vıcık tavırlar, düzeysizlikler sadece benim gözüme batmıyormuş; yalnız değilmişim diye düşünmüştüm. Kitap sadece oğullarıyla göbek bağını koparma gücü bulamayan annelerle ilgili değil; aynı zamanda bu toplumda güçlü bir kadın birey olarak var olabilme gayretindeki insanların önüne dikilen engeller, kadının toplumdaki konumuna dair önyargılar ve kendini gerçekleştirme çabasındaki kadınların hemcinsleri tarafından yadırganmasını da içeriyor. Hele ki bu hisleri, kadına karşı şiddet ve kadın sorunları üzerinde ciddi bir akademik derinliği olan ve beni sürekli, hiç yorulmadan, sıkılmadan dinleyen, yön çizen, güç veren bir dosttan işitmek, paha biçilmezdi.
Menekşe Tokay - Gazeteci
Her neredeyseniz sıkı tutunun! Sağlam güleceksiniz... Kendinizi son derece trajik bir şekilde kaybedebilirsiniz de, satır aralarında kahkahalar eşliğinde bulabilirsiniz de... Çok başarılı!
Nagehan Karaman - Yazar
Çok etkili ve sürükleyici bir kitap. Yazarın usta kaleminden anlatılan ve kültürler arası yaşanan geleneksel bir çatışmanın sonuçlarını mizahi bir şekilde aktaran bu hikâyede birçok insan derinden etkilenecek, kendi yaşantılarından bir parça bulacaktır. Heyecanla ve kahkahalar atarak okuduğum ve bitirmeden bırakmak istemediğim keyifli bir kitap!
Derya Çobanoğlu - Klinik Psikolog, Yazar
Biraz keyifli, biraz eleştirel, biraz da kendince. Sevgili arkadaşım Linda Fraim’in kaleminden, tam da kendinden bekleneceği gibi kahramanlarıyla, olaylarıyla, sevimli, samimi, ilişkiler aynası bir kitap olmuş.
Şükrü Kara - İletişim Uzmanı








Kitap hakkındaki görüşlerime değinecek olursak Sevgili Linda hanım kitabı kendi hayat  hikayesinden esinlenerek az da kurgu katarak yazmış kendisi aynı zamanda Klinik Sağlık Psikoloğu ve Evlilik ve Aile Terapisti. Kitapta ele alınan konular güzeldi yer yer gülüp yer yer sinir oluyorsunuz biraz toplum sorunlarına değinilmiş biraz çoğu gelinin kabusu olan kaynana konusuna değinilmiş ne yazık ki bende de aynı kaynana sorunu var neyse...
Kitap bence kısa yada uzun değil dozundaydı yazım yanlışı çok fazla vardı. Yorumuma burada son veriyor ve hepinize kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum Dijital Kraliçeler Blog Tur olarak bir turumuzun daha sonuna geldik.Yayında ve yapımda emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz :D Bir sonraki blog tur da görüşmek üzere ;)





























Kitabı okuduysanız sizlerden de bir yorum alalım aynı zamanda önerilerinizede açığım ;)
Devamını oku »

11 Ocak 2016 Pazartesi

BEYAZ EL / TURGAY ADLIM



   

              KORKU HEP PUSUDA BEKLER




Bu güzel pazartesi gününe bir yorum daha gireyim dedim. Bu defa Turgay beyin BEYAZ EL adlı kitabından bahsedeceğim.Önce kitabın tanıtım bültenine oradan da yorum kısmına geçelim ;)





Yazar: Turgay Adlım
   Tür: Genel Roman
                                                     Yayıncı: Truva Yayınları                                                           Sayfa: 328


Kendini asilzade olarak tanımlayanlar varoluş imparatorluklarını kurarken sokaklardaki öder bedelini. Başı mağrur dik olanların sırları gizlidir sidik kokulu çıkmaz sokaklarda. Aşağılanmanın horlanmanın kol gezdiği yetimhane gerçeğinden çıkıverir bir asilzade ile çingene aşkı... Ve çatırdatır kana bulanmış saltanat imparatorluğunu... "Bu kitap bileğinin gücünden başka hiç bir otoriteye baş eğmeyen insanlara adanmıştır.”




Kitabın konusu ; 17 yaşında gencecik bir çocuk düşünün ve hayatın ona yaşatacak zorlu mücadelesini...
Çok sevdiği dostu yetiştirme yurdun da bir görevli tarafından öldürülünce görevliyi öldürüp yurttan kaçar artık tek başınadır. Hayat en acımasız haliyle saldıracaktır ona bu mücadelenin galibi olamazsa bu kirli çukurda yok olup gidecektir.
Beyaz El yaşanmış bir olaydan esinlenerek kurgulanmıştır. Sadece bir hayatı değil dönemin siyasi sorunlarına kirli pazarlıklara ve bir çok iç acıtan olaya değinmiş yazar.
Yazarımızın kalemi güçlü yazım dili sadeydi gayet güzel bir kitap Türk Filmi tadındaydı.Bazı yerlerde dizgi hatası vardı onun dışında göze batacak bir şey göremedim. Yazarımızın kalemine sağlık ;)

 ALINTI 
 “ Bu milletin kavgadan öte barışa ihtiyacı var bu da keskinliklerimizi törpülemekle mümkün olacaktır. Hepimiz bu kadar siyasallaşmamalıyız belki de… İnsanı sadece insan gibi değerlendirmeliyiz, sevmeliyiz sadece… Kalplerimizde ki kini, öfkeyi, adaveti, ötekileştirmeyi birbirimize karşı olan o kötü düşünceleri, kötü niyetleri atmalıyız. Kalplerimizi ortak bir sevgide birleştirmemiz lazım. Kalpler bir atınca, birlikte hareket eder. Bir millet, bir toplum birlikte hareket edemiyorsa, o toplumun, o milletin akıbeti perişanlıktır. Sevmeli, tek çözüm, tek anahtar bu… Sevince her şey değişecektir. Bu cinnetten kurtulmanın en kestirme yoludur bu.”



 Kitabı okuduysanızsizlerden de bir yorum alalım aynı zamanda önerilerinizede açığım ;)


Devamını oku »

BENAZİR / YAŞAR SEYMAN





                       NEHİR KADINDIR...




Bir pazartesi sabahından herkese GÜNAYDINLARRR :)
Bu yazım BENAZİR adlı çok güzel bir kitap üzerine Sevgili yazarımız Yaşar Seyman'ın kaleminden çıkmış mükemmel bir eser, Önce kitabımızın tanıtım bültenine değinip oradan da kitap hakkındaki düşüncelerime geçelim ;)



                                                           Yazar: Yaşar Seyman
                                                      Tür: Otobiyoğrafik Roman
                                                        Yayıncı: Bilgi Yayınevi
                                                                 Sayfa: 296

Benazir Bhutto, Yaşar Seyman’a babası tarafından örnek gösterilen kadın…
Otuz beş yaşında ülkesinin –Müslüman bir ülkenin– ilk kadın başbakanı oluyor. Suikastlara uğruyor. Hapiste, sürgünde yaşıyor. Ölümünden iki ay önce bitirdiği Doğu’nun Kızı adlı kitabında “Babamın öldüğü yaştayım” diyor, sürgünden ülkesine döndükten iki ay sonra, elli dört yaşında öldürülüyor.
Direnç, inanç, vatan sevgisi…
Zekâ, öngörü, sağduyu…
Yaşar Seyman dürüstçe bakmış Benazir’e. Sevgisini de sitemini de esirgememiş yazarken.
Dünyanın en önemli kadınlarından Benazir Bhutto’nun anısına içten bir saygı duruşu…





Kitap hakkındaki düşüncelerim ; Kitabın konusu Pakistan'ın ilk kadın Başbakanı Benazir Butto'yu anlatıyor. Bu çetin yolda yaşadığı sıkıntıları, verdiği mücadeleleri, sürgünleri, suikastleri ...
Yazarımız anlatırken iki kahraman kullanmış kitap da biri Benazir Butto diğeri ise Pakistanın en uzun nehri İndüs Nehri.
Yazar sonsuzluğa uzanan bu zor yolda doğrunun peşinden ayrılmadan yıkılmadan devam edebilmenin mücadelesini döküyor satırlara kelime kelime işliyor acıyı kağıda harf harf kazıyor olan biten ne varsa...
Benazir Butto yaşadığı acılara rağmen dimdik ayakta kalabilmiş onurlu mücadelesine devam etmiştir.
Burada yalnız Benazir Butto'nun değil kadınların mücadelesi var toplumsal sorunlara değinen yazarımız KADININ mücadelesini anlatmış aslında.
Bir kadın olarak Yaşar hanımın kitabını çok beğendim her ne kadar biyografik bir roman olarak görünse de bence kadınların gerçek yönlerini, yenilmez taraflarını ve toplum tarafından nasıl acılara maruz bırakıldıkları anlatılıyor.
Yazarımızın bu ilk kitabı değil gayet usta bir yazar aynı zaman da bir siyasetçi bence bir kadın olarak en güzel mücadelelerden birini kendi veriyor bulunduğu konumu biz kadınlar adına en iyi şekilde koruyor.Yaşar Hanımla bizzat tanıştım ve mükemmel bir insan kendisiyle tanışma fırsatım olduğu için kendimi şanslı hissediyorum, Dilerim ki yazarımızın daha çok kitabını okuruz ruhumuzun onun kelimelerine ihtiyacı var <3



 Yaşar Seyman kimdir,

Sendikacı, siyasetçi, kadın hakları savunucusu, gazeteci, yazar.

Yaşamının gizemini dört ‘S’ ile açıklar.
Yaşamında zor olan iki uğraşı; sendikacı ve siyasi kimliklerini iki başka ‘S’ ile sürdürür.
Sevgi ve Sabır…

Yaşamının kaynağı, özü, yaşatanı yazarlık eylemidir.

Yazmasa yaşar mı?
Çok zor görünüyor.
O yaşar ve yazar. Yazarken de yaşar.

Mutluluğu ‘Devlet Tiyatroları Repertuarındaki “Hüznün Coşkusu” oyunudur.

Okudukça çoğalan ve güzelleşen biri olduğunu söyler.

Dünyanın neresine giderse gitsin; Ankara’ya döner.
Ankara sevdalısı Yaşar Seyman, Ankara’da sevdikleriyle yaşar.

Evde akan iki Fırat ve Ayça onun yaşam sevinçleridir.


ESERLERİ

Hüznün Coşkusu Altındağ (1986),
Umut Gün Işığında (öykü, 1990),
Kadın ve Sendika ([1992]),
Yüksek Sesle Düşünmenin Tam Sırasıdır, (1997),
Söz Sözü Açtı mı? (söyleşi, Hasan Harmancı ile,1998),
Umut Gün Işığında (2000), Fındık Çiçek Açınca (2002),
Kadının Türküsü metin yazarı (müzikal, 3 Nisan 2004’te Almanya-Oberhausen’de 12 bin kişi izledi.)
Yangın Yeriydi Yurdum
Göçmen Kalem
Benazir

Yer aldığı iki eser
Aydınlanmanın Kadınları (1998), Kadınlar Olmadan Asla (1998),
Fırat’a Mektuplar (2007)

Yüzlerce paneller, tartışmalar yönetti ve konuştu.
Örgütlü toplum ve örgütlü birey olmayı savundu.
SODEV, BASİDAV, BASİSEN, TÜRK – İŞ, Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği, Dil Derneği ve PEN üyesi, SANDER (Avrupalı Sanatçılar Derneği) BAŞKANI
- See more at: http://www.istanbulgercegi.com/yasar-seyman-dan-benazir-kitabi-raflarda-51508047.html#sthash.aoesrhkx.dpuf





Devamını oku »
Sayfa Başına Dön